Pages

Subscribe:

10.01.2012

Beslenmenin psikolojik etkisi ?


beslenme psikolojisiBeslenme tarzı kişiye özeldir ve kişi kendine uygun beslenme tarzı ile daha enerjik, daha mutlu hissedebilir. Yapılan araştırmalar yenilen yiyeceklerle ruh halimiz arasında bir ilişki olduğu yönünde. Yediğimiz yiyecekler psikolojimizi etkileyip kontrol edebiliyor. Bu nedenle beslenmemize biraz daha dikkat ederek bunu sağlamak mümkün.
Çok düşük yağlı diyet yapmak depresyona itebilmektedir, özellikle sinir sistemi fonksiyonlarını düzenleyen n-3 ve n-6 yağ asitleri diyetimizde yer almalıdır. Haftada en az 2 kez balık, günde 10-15 adet fındık, badem tüketilmeli, yemekler mısırözü, ayçiçek, fındık yağı ile pişirilmeli, salataya ise zeytinyağı kullanılmalıdır.
Günde 2 kupadan fazla içilen kahve içeriğindeki kafeinden dolayı stresi, uykusuzluğu, regl öncesi semptomları tetikleyen bir nedendir.
Serotonin, uyku düzenini, iştahı, enerji düzeyimizi ve ruh halimizi etkileyen bir beyin kimyasalıdır ve triptofan aminoasidinden sentezlenir. Stresli olduğumuzda serotonin miktarı düşer, tavuk, hindi, süt, yumurta, portakal, mandalina, kakao, kurubaklagiller, domates serotonin düzeyini artırmaktadır.
B6, C vitamini, Folik asit, çinko ve magnezyum mineralleri ruh halimizi pozitif etkileyen elementlerdir.
Kan şekeri düzensizliğide psikolojiyi etkileyen bir faktör, bu nedenle düşük glisemik indekse sahip yani kan şekerini hızlı yükseltmeyen besinleri tercih etmeliyiz. Kepekli ürünler, lifli yiyecekler.
Güne kahvaltı yaparak başlayın, kan şekerinizi hızlı yükseltmeyen kepekli ekmek ve proteinden zengin peynir veya yumurta ideal bir seçim olacaktır.
Şekerli yiyecekler bize çok zevk vermektedir çünkü beyin endorfin seviyesini yükseltmekteler. Şeker ve şekerli yiyecekler tüketmeden de gün içerisinde kendimizi daha enerjik ve mutlu hissedebiliriz. Serotonin seviyesini yükselten triptofan adlı aminoasitten zengin yiyecekler de aynı etkiyi yapacaktır. Ara ögünlerde tüketilen süt veya yoğurt iyi bir örnek.
Kızarmış, işlenmiş ve doymuş yağ oranı fazla olan yiyeceklerden kaçınmak gerekir. Tüketim miktarı arttıkça konsantrasyon problemleri, uykulu, yorgun bir yapı gözlemlenebilmektedir.
Allerjik etkisi olan yiyeceklerde psikolojik yapınızı etkileyebilmektedir, daha agresif, depresif yada hiperaktif olabilirsiniz. Bellirli yiyeceklere karşı allerjiniz varsa mümkün oldugunca uzak durmakta fayda bulunmakta.
Yediginiz yiyecegin porsiyon miktarı da bir diger etken. Yiyecegin porsiyon miktarının artması, kalori ve yağ  içeriğinin de yüksek olması demek, beyne daha az kan gitmesi kişinin de kendisini yorgun ve uykulu hissetmesine neden olmakta.
Doğru bir beslenme ile psikolojik yapınızı  değistirebilirsiniz. Proteinden zengin yiyecekler; et, süt, yumurta, balık, kurubaklagiller, peynir tükettildiğinde kişi kendini daha konsantre, karbonhidrattan zengin yiyeceklerle kişi kendini daha sakin, yüksek kalorili, yağlı yiyecekler ise uyku hali ve konsantrasyon sorunu yaratmaktadır.

Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com

Çocuklarda D Vitamini Eksikliği - Raşitizm

Çocuklarda D Vitamini Eksikliği - Raşitizm
rasitizm d vitamini eksikligiRaşitizm, D vitamini yetersizliğine bağlı olarak kemiklerde kalsiyum ve fosfor depolanmasındaki problemle açığa çıkan şekil bozukluğudur. Genellikle yenidoğan ve 2 yaş arası çocuklarda görülür.D vitamini bazı besinlerle birlikte ve güneş ışığı sayesinde alınır ve temelde kemik dokusunun gelişimini, kalsiyum emilimini sağlar. Çocuğun yeteri kadar D vitamini alamaması, D vitamininin vücut tarafından depo edilememesi, vücudun yeteri kadar güneş ışığı alamaması, annenin gebelik döneminde yetersiz beslenmesi ve güneşe çıkmaması, barsaklardan emilim bozukluğu, böbrek yetersizliği, bazı ilaçların kullanımı hastalığa neden olabilir.
Bebekte huzursuzluk, kafa kemiğinde yumuşama, alında çıkıntı oluşumu, baş terlemesi, kaburgada yuvarlak çıkıntılar, göğüste deformasyon, el ve ayak bileğinde genişlik, geç oturma, geç yürüme, bacaklarda eğrilik, diş çıkarmada gecikme.. raşitizmin belirtilerindendir. Teşhis için kemik ölçümü ve kan tahlili yapılması gereklidir.
 
Yağlı balıklar, peynir, tereyağı, süt ve yumurtada D vitamini bulunmaktadır. Anne sütündeki D vitamini ise çok düşük seviyededir, bu nedenle doğumdan sonraki ilk haftalarda bebeğe D vitamini takviyesi yapılmalıdır. Annenin de hamilelik süresince güneşe çıkması fetüs için yararlı olacaktır çünki bebeğin D vitamini gereksinimi annenin D vitamini durumuna bağlıdır yani daha anne karnında iken bebekte vitamin yetersizliği başlayabilir.
 
Hastalığın önlenmesi için, hamilelik ve emziklilik döneminde annenin günde 10-30 dakika direkt güneş ışığı alması gerekir. çocuk hergün güneşe çıkarılmalıdır, sonbahar ve kış aylarında ek preparat ve hergün kalsiyumdan zengin besinler verilmelidir. Anne sütü ile beslenen bebekler doğumdan itibaren 1 yaş sonuna kadar ek 400 IU D vitamini almalıdır, formula mama ile beslenen bebeklerin supleman almasına gerek yoktur zaten mama içerisinde bebeğin ihtiyacı olan D vitamini yeteri kadar bulunmaktadır.
 
D vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğundan vücut fazlasını depo etmektedir bu nedenle gereğinden fazla D vitamini verilmesi durumunda zehirlenme görülebilir. Raşitizm tedavisi dışında bebeklerde diş çıkarma hatta iştah açma amaçlı da D vitamini kullanılmaktadır, sonucu tehlikeli olabilir. Tedavi doktor kontrolünde uygulanmalıdır.
Büyüme ve gelişmeyi hatta çocuğun ileriki yaşamını etkileyebilen Raşitizmin tedavisinden çok oluşumunu önlemek gerekir. Annenin hamilelik süresinde sağlıklı beslenmesi ve D vitaminini yeterli alması hastalıktan korunmada en etkin yoldur.


Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız